DİZİ BİTİYOR, KARAKTER BİTMİYOR: POLAT ALEMDAR’IN GÖLGESİNDE BİR OYUNCU…
NECATİ ŞAŞMAZ: TESADÜF MÜ, BÜYÜK PROJE Mİ?

Özgür Alp Gündüz
Bir dizi sona erdiğinde seyirci başka hikâyelere geçer. Oyuncu içinse yıllarca canlandırdığı karakterden ayrılmak bu kadar kolay olmayabilir. Hele sokakta kendisine kendi adıyla değil, rolünün adıyla sesleniliyorsa.
Necati Şaşmaz bunun Türkiye’deki en çarpıcı örneklerinden biri. Kurtlar Vadisi başladığında geniş kitleler onu tanımıyordu. Yıllar sonra “Necati Şaşmaz” adı söylendiğinde bile birçok insanın aklına önce Polat Alemdar geldi.
Şaşmaz’ın yurt dışından özel bir proje için getirildiği düşüncesi, hikâyesini daha gizemli kılıyor. Fakat kendi anlattığı başlangıç farklı. Şaşmaz, Amerika’da yaşadığını, 11 Eylül 2001’de ABD’ye dönmek üzere bindiği uçağın saldırılar nedeniyle geri döndüğünü ve Türkiye’de kaldığını anlatıyor. Bir süre sigortacılık yaptıktan sonra yönetmen Osman Sınav’dan Polat Alemdar rolü için teklif aldığını söylüyor. Dizi başlamadan önce oyunculuk deneyimi de yoktu. Elde bulunan anlatı, gizli bir görevle gelişini değil, beklenmedik biçimde değişen bir hayat yolunu gösteriyor.

Peki neden onu bambaşka bir karakterde pek görmedik? Bunu yalnızca “Polat rolünden çıkamadı” diye açıklamak, Şaşmaz’ın kendi sözlerini gözden kaçırır. 2011’de verdiği röportajda, dizi sürerken başka bir karakterle ekrana çıkmamaya bilerek dikkat ettiğini söylemişti. Polat’ın seyircideki yerini korumak istiyordu. Aynı röportajda özel hayatında dizideki kişiye benzemediğini ve ileride başka karakterler yaratabileceğine inandığını da anlatmıştı.
Bu sözler oyunculuk dünyasındaki zor bir dengeyi gösteriyor. Bir rol size ülke çapında tanınırlık kazandırabilir. Aynı rol o kadar büyür ki seyirci sizi yeni bir hikâyede görmekte zorlanır. Yapımcılar da bildikleri yüzü, bildikleri karaktere yakın işlerde değerlendirmek isteyebilir. Oyuncunun başka rol seçmemesi her zaman karakteri gerçek hayatta yaşadığı anlamına gelmez; kimi zaman kariyeriyle ilgili bilinçli bir tercihtir.
Yine de bir karaktere uzun yıllar emek vermenin duygusal bir tarafı var. Oyuncularla yapılan bir araştırmada, bazı katılımcılar sahnedeki karakterle bağlarını gösteri sonrasında da bir süre taşıdıklarını anlatıyor. Aynı araştırma, oyunculukta iş sürekliliğine ilişkin belirsizliğin de zorlayıcı olabildiğini gösteriyor. Buradan her oyuncunun gündemden düşünce psikolojik sıkıntı yaşayacağı sonucu çıkmaz. Şaşmaz’ın ruhsal durumu hakkında da dışarıdan bir teşhis konulamaz. Ama uzun süre görülen bir yüzün bir gün ekrandan çekilmesinin, o işi yapan kişi için yalnızca “dizi bitti” cümlesinden ibaret olmadığını anlayabiliriz.
Kurtlar Vadisini bugün bile tartıştıran bir başka konu, bölümlerin gerçekçiliği. Mafya, devlet, istihbarat ve siyasetin aynı hikâyede buluşması, seyircide “Acaba bunlar yaşandı mı?” sorusunu canlı tuttu. Bir sahne gerçek hayata benzeyebilir; bu, o sahnenin yaşanmış bir olayın kaydı olduğu anlamına gelmez. Senarist Raci Şaşmaz da yakın tarihli açıklamasında diziyi kurgu, karakterlerini hayal ürünü olarak niteledi.
Belki dizinin asıl gücü burada yatıyordu. Seyirci ekranda gördüğünü bütünüyle gerçek kabul etmiyordu ama bütünüyle uzağında da hissedemiyordu. Polat Alemdar ise o dünyanın yüzü hâline geldi. Necati Şaşmaz’ın karşısındaki güçlük, yalnızca başka bir rol bulmak değildi: Seyircinin zihninde ondan bağımsız bir yüz daha kurmaktı.
Dizi bittiğinde karakter ekrandan ayrılır. İnsanların hafızasından ayrılması çok daha uzun sürer.

Yorumlar kapalı, ancak trackbacks Ve pingback'ler açık.