Cesur Adımlar ve Güçlü Hikâyeler!
“Kadının hikâyesini onun adına anlatmak yerine, onunla birlikte kurulan bir anlatıyı tercih ediyorum. Bu benim için hem sanatsal hem de etik bir duruş.”
Fotoğraf, akademi ve girişimciliği kendi üretim diliyle birleştiren güçlü bir ismi ağırlıyor. Üretim alanını cesurca kendi yolunda inşa eden Çağdan Pelin Montaş İskender, stüdyosundan showroom’una, akademik çalışmalarından kişisel projelerine uzanan dünyasını, kadın bakışı ve estetik anlayışıyla birlikte paylaşıyor. bu özel röportajda; üretmenin, yaratmanın ve kendi dilini bulmanın bir kadının yolculuğunda nasıl dönüştürücü bir güç olduğunu samimi bir dille anlatıyor. İyi okumalar dileriz.



Çağdan Hanım, fotoğraf sanatçılığı, akademisyenlik ve girişimcilik kimliklerinizi bir arada yürütüyorsunuz. Sizin için üretim kavramı bu üç alan arasında nasıl bir köprü kuruyor? Sanat pratiğiniz ile akademik disiplininiz birbirini nasıl besliyor?
Üretim benim için yalnızca ortaya çıkan bir sonuç değil; düşüncenin, sezginin ve emeğin aynı anda aktığı canlı bir süreç. Fotoğraf sanatçılığı, akademisyenlik ve girişimcilik kimliklerim bu noktada birbirinden ayrılmıyor; aksine birbirini besleyen katmanlar hâline geliyor. Sanat pratiğim akademik disiplinimin sahadaki karşılığıyken, akademik bakışım üretimlerimin düşünsel zeminini oluşturuyor. Girişimcilik tarafı ise bu üretimi sürdürülebilir, paylaşılabilir ve başkalarına temas edebilir bir yapıya dönüştürüyor. Üretimi, bu üç alan arasında kurulan organik bir köprü olarak görüyorum.
Stüdyonuzun bir bölümünü showroom olarak kurgulamanız oldukça özgün bir tercih.Kişiye özel tasarımlar, özellikle tişörtler ve takılar üzerinden kurduğunuz bu alan; sizin estetik anlayışınızı ve kadınlara dair bakış açınızı nasıl yansıtıyor?





Stüdyomun bir bölümünü showroom olarak kurgulamak, estetik anlayışımın doğal bir uzantısıydı. Kişiye özel tasarımlar yaptığım alanlar olduğu gibi, özellikle takı tarafında her parçayı tasarlamıyorum; çok özenli bir seçme sürecinden geçiriyorum. Takmayacağım hiçbir şeyi bu alana dahil etmiyorum. Zamansızlık ve kalite benim için en temel kriterler. Trendlerden bağımsız, yıllar sonra da değerini ve anlamını koruyabilecek parçaları tercih ediyorum. Bu yaklaşım yalnızca estetik bir seçim değil; hayata, bedene ve kadına duyulan bir saygının ifadesi. Az ama öz, sade ama güçlü bir dil.
Bir kadın sanatçı ve akademisyen olarak kariyer yolculuğunuzda sizi dönüştüren kırılma anları nelerdi?Bugün geriye dönüp baktığınızda “iyi ki” dediğiniz cesur karar hangisi?
Bir kadın sanatçı ve akademisyen olarak yolculuğumda beni dönüştüren kırılma anları genellikle konfor alanımdan bilinçli çıktığım anlar oldu. Bugün geriye dönüp baktığımda “iyi ki” dediğim en cesur karar, kendi üretim alanımı ve dilimi inşa etmeyi seçmemdi. Başkalarının beklentileriyle değil, kendi iç sesimle ilerlemek; beni hem mesleki hem kişisel olarak daha bütün bir noktaya taşıdı.
Girişimci bir kadın olarak kendi markanızı ve üretim alanınızı inşa ederken en çok hangi değerlerden güç aldınız? Sizin hayat felsefenizi özetleyen temel ilke nedir?
Girişimci bir kadın olarak kendi markamı ve üretim alanımı inşa ederken en çok özgünlük, etik duruş ve samimiyet değerlerinden güç aldım. Hayat felsefemi özetleyen temel ilke şu: Kendi gerçeğinden uzaklaşmadan üretmek. Ne ürettiğim kadar, bunu nasıl ve hangi niyetle yaptığım da benim için her zaman belirleyici oldu. Kaliteyi yalnızca malzemede değil, duruşta ve ilişkide de önemsiyorum.
Fotoğrafın anlatı gücüyle kadını nasıl konumlandırıyorsunuz?Çalışmalarınızda kadın temsili, kimlik, özgürlük ve görünürlük kavramları nasıl bir yer tutuyor?
Fotoğrafın anlatı gücüyle kadını idealize edilmiş bir imge olarak değil, olduğu hâliyle konumlandırıyorum. Çalışmalarımda kadın temsili; kimlik, özgürlük, görünürlük ve aidiyet kavramlarıyla iç içe ilerliyor. Kadının hikâyesini onun adına anlatmak yerine, onunla birlikte kurulan bir anlatıyı tercih ediyorum. Bu benim için hem sanatsal hem de etik bir duruş.
Yoruma kapalı.