Aynı Göğün Altında, Eşitsizlikler Azalsın, Farkındalıklar Çoğalsın…

Görünmeyen hayatlara dokunup sessiz çığlıkları duyan Gökyüzü Vakfı, titizlikle gerçekleştirdiği kültürel ve maddi desteklerle elde ettiği kazanımları ihtiyaç sahibi ailelere ulaştırıyor. Öyleki fırsat eşitsizliğinin gölgesinde büyümeye çalışan çocuklara, gençlere ve ailelere ışık olurken, herkese açık, ücretsiz eğitimlerle de yoluna devam ediyor. Sadece insana değil; canlıya, yeşile ve doğanın kırılgan dengesine de derin bir vicdan ve sorumluluk içerisinde sahip çıkıyor. Hiç tanımadığı hayatlar için kalbini ortaya koyan; bağışçılar, yangında, selde, depremde en zor anlarda bile yorgunluğu bilmeyen; binlerce gönüllü ile insan kalabilmenin en güzel halini gözler önüne seriyorlar. Hepsinin ortak dili iyilik olan Gökyüzü Vakfı Başkan Yardımcısı Didem Coral İncili: “Gökyüzü Vakfı’nın hikâyesi aslında bir başarı hikâyesinden çok, zorluklardan doğan bir adanmışlık hikâyesidir. Başkanımız eşim Emrah İncili, bu vakfı rahmetli annesiyle birlikte 2018 yılında kurmuş. Ancak vakfın temelleri çok daha önce, hayatının en zor dönemlerinde atılmış.” diyor.

Bugün Ankara’da adından sıkça bahsettiren Gökyüzü Vakfı ne zaman, ne düşünce ve duygular eşliğinde kuruldu?
Eşim Emrah İncili, ODTÜ Sosyoloji Bölümü’nü okuduğu yıllarda ailesinin maddi zorluklar yaşaması sonucu bir yandan eğitimine devam etmeye çalışırken, bir yandan da iş hayatına atılmış. “Kuru ekmeğe muhtaç” olduğu dönemler geçiren Emrah İncili, anne ve kardeşiyle 1999 yılında Canlar Boru firmasını kurmuşlar. Firmalarını 22 yıl boyunca sıfırdan bir fabrika kurup 230 kişiye istihdam sağlayan bir sanayi kuruluşuna dönüştürmüşler.
Sanayi kuruluşundan sonra vakıf kurma sebebi ve süreci nasıl gelişmiş?
Emrah Bey’in hayali, hiçbir zaman yalnızca ticari başarı değilmiş. Yıllar önce kendisine; eğer bir gün belirli bir noktaya ulaşırsa, sahip olduğu varlığın çoğunu topluma vakfetme sözünü vermiş. Fabrikanın 22. yılında kendisine verdiği bu sözü yerine getirerek; fabrikanın bina, marka ve makineleri dâhil tüm varlıklarını devredip elde ettiği kaynakların büyük bir kısmını vakfa aktarmış. Verilen bu sözle Gökyüzü Vakfı’nın kapıları topluma açılmış. Emrah İncili’nin sıkça ifade ettiği gibi; “Ticaret doğası gereği asla amaç olamaz. Sadece ulvi bir amaca araçsa çabaya değer. ” Bu anlayışla ticari hayatını sonlandırarak kendisini tamamen vakfa adamış.
Gerçekleştirdiğiniz bu çalışmalardan bahseder misiniz?
Bugün Gökyüzü Vakfı yalnızca yardım dağıtan bir kuruluş değil; kültürü, sanatı, eğitimi ve afet dayanışmasını herkes için erişilebilir kılmayı hedefleyen; sevgi, güven ve gönüllülük üzerine kurulmuş bir iyilik hareketidir. Amacı insanların yalnızca destek aldığı değil, aynı zamanda birbirine umut olduğu güçlü bir dayanışma ekosistemi oluşturmaktır. Ayrıca vakıf “Aynı Göğün Altında, Eşitsizlikler Azalsın, Farkındalıklar Çoğalsın” mottosuyla ilerlemektedir.
Siz ne zaman Gökyüzü Vakfı ailesine dahil oldunuz?
Ben 5 yıl önce gönüllü eğitmen olarak Gökyüzü Vakfı ailesine katıldım. Zamanla vakfın çalışmalarında aktif rol alarak gönüllü faaliyetlerin içinde yer almaya devam ettim. Gökyüzü Vakfı, ilk günden itibaren benim için bir çalışma alanından öte, adeta ikinci bir ev haline geldi. Bu süreçte biyolog olarak 15 yıl boyunca sürdürdüğüm Tarım ve Orman Bakanlığındaki görevimden ayrılarak tüm enerjimi vakıf çalışmalarına yönlendirdim. Emrah İncili ile ilişkimizin evlilikle taçlanmasının ardından da Gökyüzü Vakfı’nda Başkan Yardımcısı olarak görev almaya başladım. Bugün, vakfımızın sosyal, kültürel ve gönüllülük faaliyetlerinin gelişmesi için çalışmalarımı büyük bir heyecan ve sorumluluk duygusuyla sürdürmekteyim.
Geniş bir gönüllü eğitmenlerinin olduğu kuruluşta çalışmalar nasıl yürütülmekte?
Gökyüzü Vakfı’nda çalışmalar iki ana alanda yürütülmektedir. Bunlardan ilki kültürel ve sanatsal faaliyetlerdir. Vakıf bünyesinde gerçekleştirilen tüm kültür ve sanat etkinlikleri halka tamamen ücretsiz olarak sunulmaktadır. Çünkü bize göre kültür ve sanat bir ayrıcalık değildir, herkes bu konuda ihtiyaç sahibidir.
Vakıf bünyesinde kaç tane gönüllü eğitmenleriniz var, eğitmenlerin görevlerinden bahseder misiniz?
Vakıf bünyesinde 500’den fazla gönüllü eğitmen görev almaktadır. Bu eğitmenler hafta sonları çocuklar ve yetişkinler için ücretsiz olarak çeşitli seminerler, kurslar ve atölyeler düzenlemektedir. Hafta içi ise dezavantajlı bireylere yönelik çalışmalarını sürdürmektedirler. Engelli çocuklar, kadın sığınma evleri, yetiştirme yurtları, ücra bölgelerdeki okullar bizim önceliğimizdir. Ya onları vakfımıza getirerek ya da biz onların yanına giderek; hem maddi yardımlar yapıyor hem de kültürel ve sanatsal aktiviteler ile de destekliyoruz. Gökyüzü Vakfı olarak bizler dezavantajlı bireylerin toplumsal hayata daha güçlü katılabilmeleri için pozitif ayrımcılık ilkesini benimsemekteyiz. Ayrıca edebiyat, afet, örgü, fotoğrafçılık, kampçılık, yazarlık, doğa ve çevre, hayvanlar, yapay zekâ gibi aktif topluluklarımız ve Türk Halk Müziği Koromuz ile gönüllülerimiz ortak ilgi ve amaçlar etrafında toplanabilmektedirler.
Ekonomik desteklerde nasıl bir yol izliyor ve ihtiyaç sahiplerine nasıl ulaşıyorsunuz?
Diğer ana çalışma alanımız ise ekonomik desteklerdir. Haftanın 3 günü Ankara’daki tüm ihtiyaç sahibi bölgelerdeki evleri tek tek ziyaret ederek nakit, adak eti ve ayni desteklerimizi götürüyoruz. Ayrıca kış boyu ilkokul ve ortaokulları ziyaret ederek bot-mont dağıtımları yapmaktayız. Bu yıl 1000 çocuğa mont-bot diyerek yola çıktık ve bu hedefimize ulaştık. Örgü topluluğundaki gönüllülerimiz her salı ve perşembe atkı bere eldiven örüyorlar, bu ürünleri okullarda bot ve montlar ile çocuklara dağıtıyoruz. Tüm yardım dağıtımlarımıza gönüllülerimiz ile birlikte yapıyoruz. Bu dağıtımlarda amacımız sadece yardım götürmek değil, bu yardımlara sevgimizi de katıyoruz. Gönüllülerimizle birlikte çocuklarımızı tek tek giydiriyoruz. Her eve misafir oluyoruz. Bizim için önemli bir konu da bağışların doğru adreslere ulaşmasıdır. Her eve girerek her yardımın doğru yere iletildiğinden emin oluyoruz.
Vakfa nasıl üye olunuyor, üyelik şartları nelerdir?
Vakıfta en önemli konu her şeyin ücretsiz olmasıdır. Herhangi bir aidat ve üyelik sistemi bulunmamaktadır. Kapıdan içeri giren herkes bizim gönüllümüzdür. Vakfımızın tek gelir kaynağı bağışlar ve doğal ürünlerin satışının yapıldığı Gökyüzü Dükkânı’dır. Bağışçılarımız, desteklerinin hangi alanlarda kullanıldığını görmek isterlerse, dağıtım faaliyetlerimize katılarak süreci yerinde takip edebilmektedirler.
Vakfın gelecekle ilgili gelişim planlarını ve gerçekleştirmek istediğiniz projelerinizden bahseder misiniz?
Bizim şu anda en önem verdiğiniz konu 1 yıl önce kurmuş olduğumuz Akademi X. Yıllardır üniversite öğrencilerine burs veren bir vakıfız. Bu yıl, ‘YÜZLEŞ, KEŞFET, SORGULA’ mottosuyla faaliyetlerine başlayan Akademi X’i kurarak yalnızca burs veren bir kurum olmanın ötesine geçtik. Bursiyerlerimizi, farkındalıklarını artıracak ve eleştirel düşünme becerilerini güçlendirecek kapsamlı bir akademi programına dahil etmeye başladık. İhtiyaç sahibi ve başarılı üniversite öğrencilerini ciddi bir elemeden geçirerek sisteme dahil ediyoruz. Bursun koşulu öğrencilerimizin her ay 6 saat derse girmeleri ve 3 ayda bir yardım dağıtımlarına katılmalarıdır. Gönüllü hocalar eşliğinde felsefe, sosyoloji, psikoloji, koçluk, diksiyon, resim terapisi, müzik terapisi, yaratıcı drama, yaratıcı yazarlık, yoga, dans, seramik, meditasyon ve benzeri derslere girmektedirler. Ayrıca yardım faaliyetlerine katılarak sosyal sorumluluk bilinçlerinin yükselmesine katkı sağlamaktadırlar. Bu sene 100’e yakın öğrenci okutuyoruz. Gelecek seneki hedefimiz en az 150 öğrencimize burs sağlamaktır. Ayrıca akademi olarak Sinan Canan, Zülfü Livaneli, Ahmet Şerif İzgören gibi çok değerli isimleri de konuk etmek istiyoruz. Erasmus K2’ye başvurmak üzere uluslararası bir proje hazırlamaktayız. Ayrıca belediyelerin ve yerel yönetimlerin sosyal hizmetler birimleriyle daha sık ilişkiler kurup ihtiyaç sahibi engelli vatandaşlarımıza daha çok ulaşmak istiyoruz.
Yorumlar kapalı, ancak trackbacks Ve pingback'ler açık.